13 Mart 2013 Çarşamba

Kafka- Babama Mektup



Kafka’nın Milena’ya ve babasına yazdığı mektuplar haricinde hemen tüm eserlerini okudum. Mektupları sona bırakma sebebim bunların yayınlanması ne kadar ahlakiydi ve bir edebi yapıt olarak ele alınabilirimiydi? Bunlar kuşkusuz sadece benim sorguladığım şeyler değildi, edebiyat çevresinde de aynı sorular hâlâ tartışıladurur.  Zaten, dostu Max Brod’un metnin tümünü Kafka ailesine saygısızlık etmemek adına söz konusu tarihten 15 yıl sonra yayınlaması ve edebi bir metin kimliği kazandırmak adına “ Taşrada Düğün Hazırlıkları” kitabına dâhil etmesi bunun özel bir mektup olduğunu bilmesinden kaynaklanıyordu. Kitabın sonsöz kısmında da yer alıyor bu. Ben tüm yapıtlarını – Değişim hariç- Cem yayınevinden Kamuran Şipal çevirisiyle okudum. Bunun en önemli nedenlerinden biride hemen tüm eserlerinde metnin içinde birçok sözcük numaralandırılmıştır ve kitabında sonunda açıklamalar, ek, fragmanlar gibi okuru aydınlatıcı birçok done barındırır.

Kafka’nın eserlerini okuyanlar yazarın babasıyla birçok problemi olduğunu ve yazılarında buna dolaylı bir şekilde oldukça değindiğini bilir. Ama tümüyle bundan beslendiğini söylemek büyük haksızlık olacaktır. Eğer başkaca yazılarını okumadıysanız bu kitaptan başlamanın pek doğru olacağını sanmıyorum. Bana ne kazandırdığına gelecek olursak; babasıyla olan özel durum haricinde nişanlıları sevgilileri hakkında daha fazla bilgi edindim. Kız kardeşleriyle olan ilişkilerini, karakterlerini, kız kardeşlerinin babasıyla olan ilişkilerini daha etraflıca öğrendim. Hatta kocaları ve çocukları ne iş yaptıkları fiziki ve karakteristik vb. gibi nice şey hakkında fikir edindim. Kız kardeşi Ottla’nın Kafka’ya nazaran babasına karşı daha dik durabildiğini daha cesur olduğunu yeni öğrendim ve aynı Kafka gibi “aşağı sınıftan” insanlarla babaları onaylamasa bile arasının iyi olduğunu.
                                                       Kafka, kız kardeşi Ottla'yla (1915)
Felice Bauer’e yolladığı 1 Kasım 1912 tarihli mektupta şöyle yazar: “ Üç kız kardeşim var, biri evli bunların, biri nişanlı, biri de bekâr; ötekileri de seviyorum ama içlerinde en çok sevdiğim henüz bekâr olan üçüncüsüdür”

Başta Felice olmak üzere tüm ilişkileri Julie ve Milena sonuçsuz kalmıştı. Evlenerek nihayet babasından kurtulacak onla bir bakıma aynı mevki ye gelecekti. Ancak başarısız nişanlılıklarını her ne kadar babasının onayını almamasına bağlasa da evlenirse yazarlığının sekteye uğramasından korktuğunu mektuplarında kendisi de itiraf etmiştir.

Neyse daha fazla detaya boğmayalım. Yazarın tüm geçmişi hakkında kıymetli bilgiler bulabileceğiniz bir kitap. Meraklısına tavsiye ederim. Ama lütfen Attila İlhan’ı sadece aşk üzerine yazan büyük bir şair olarak tanımak nasıl büyük bir hataysa;  Kafka’yı da sadece sevgilisi Milena’ya mektuplar yazan zavallı bir âşık olarak indirgemeye kalkmayın derim ben. Gene de sizin bilirsiniz.

Kitap yazdığı mektubun orijinal el yazısı, annesi kardeşleri babası gibi birçok resimlerle süslenmiş. Kitaptan alıntı yapsam mı bilemedim doğrusu, bunun yerine bugünlerde sıkça gördüğüm sayfalar arasından çekilmiş resimlerle noktalayım. Keyifli okumalar…


18 yorum:

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Ben bir Kafka hayranıyım, Milena'ya Mektuplar'la tanışmıştım onunla...Zaten mektup türüne de sevdalıyım:)
Tabi ondan sonra Değişim, Dava, Şato, Amerika ve Babama Mektup geldi...
Kafka'nın iç dünyası ve hayata karşı karamsar bakışı beni hep çekti, seviyorum onu;))

Levent dedi ki...

kızlar hep Milena'ya MEktuplar'la başlıyor zaten :) ama sonra gerisi gelmiyor ne yazık ki.Zaten bundan yakınmaya çalıştım yazımda.Ama siz bunun dışındasınız belli :)
Ah! bu arada ben daha çok seviyorum Kafka'yı :)
Çizimle uğraştığınızı yeni farkettim,bende eskisi kadar olmasada çiziktiririm arada sırada :)

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Ama ben mektup da çok severim:))
Kafka ile ilgili her şeyi çok seviyorum, objeler, defterler ve tabi Prag:)
Çok teşekkür ederim ayrıca resim yaptığımı farketmeniz de hoş, tekrar teşekkürler...
Siz de belki çizimlerinizden paylaşırsınız ya da paylaştıysanız geriye dönük bakarım.
Blogunuz izlediklerim kısmında güncellenmediğinden ara ara girip bakıyorum;)

Levent dedi ki...

var eskilerde bir kaç paylaştığım :)
ama artık neredeyse çizmekten nefret eder oldum.
Ben izlediklerim kısmında olmanıza rağmen nedense hiç gözüme batmıyordu :)Ben karakalem çalışıyorum,daha çok karikatür.Ama sizin gibi defteri elime kapıp dışarıda gördüklerimi bir bankta oturup çizmedim hiç.Sanırım siz böyle çaşışıyorsunuz.neyse çizmek resim yapmak iyidir.İyi geceler..

Levent dedi ki...

:))
http://kafkayamektuplar.blogspot.com/2013/01/conan-ve-balkonumdaki-cilekler_20.html

BAYKUŞ GÖZÜYLE... dedi ki...

Geldim, baktım, bence yine çizmelisiniz, resim bir tutkudur, bırakmaz peşinizi:)
Ben ressamlardan eğitim aldım uzun yıllar şu anda da özel ders veriyorum:)sergilerim ve satışlarım da oldu beni mutlu eden:))
kara kalem ve yağlı boya en sevdiklerim:) ama her şeyi çizerim, bilgim yettiğince...
Güzel sohbet için teşekkürler, size de iyi geceler...

Levent dedi ki...

Ben teşekkür ederim :)iyi geceler..

kahve telvesi dedi ki...

Ne kadar ilginç... kim olursan ol, ne olursan ol, hayatının mihenk taşı olan insanlarla sorunun varsa, yaptığın her şeye, kişiliğine yansıyor bu durum...ben de nedense, yazıda bu gerçeğe takıldım en çok..

Nisan dedi ki...

Merhaba,

Milena ne şanslı bir kadınmış derim okudukça kendisine yazılan satırları..
Mektup okumayı çok sevdiğimden hep ilgimi çekmiştir, aklıma düştükçe de alırım kitabı elime..
Fakat Babama Mektuplar'ını bilmiyordum Kafka'nın..

Yine sizin aracılığınızla karşılaşmış oldum, kocaman teşekkürler bir kez daha..

Nalan iyidoğan dedi ki...

Ben de ilk taşrada düğün hazırlıklarını okumuştum Kafka nın..Mektupların yayınlanması demişsin de.Benim ilk gittiğim tiyatro oyunu beyoğlu Aksanatta Abelard ve Heloise nin aşkını anlatan dramatik bir oyundu.Cüneyt Türel ve Tilbe Saran oynuyorlardı.Oyun birbirlerine yazdıkları mektuplardan yola çıkarak hazırlanmıştı..Yani mektubun yayınlanmasını bırak tiyatroda canlandırıyorlar bile:)Benim hayatımın her döneminde mektuplaştığım birileri oldu,şu an bile amcamla yazışıyoruz..Bence yıllar sonra birilerinin eline geçip yayınlaması güzel benimkiler yayınlansın isterdim:))

Nalan iyidoğan dedi ki...

bu arada oyunla ilgili birşey de buldum:
http://xfisiltix.blogcu.com/abelard-ile-heloise-1-kisim/3292117

Levent dedi ki...

haklısın kahve telvesi,acaba KAfka'nın böyle bir babası olduğu için teşekkür mü etmeliyiz :)

Levent dedi ki...

Merhaba Nisan,
Milena şanslı mı değil mi bilemeyeceğim :)
Kafka'nın kız kardeşlerine dostu Max brod'a sevgilileri felice ve Jülie'ye de yazılmış mektupları vardır.Sanırım günlüklerinde bulabilirsiniz.
Ben teşekkür ederim.Bugünlerde harika bir romanını okuyorum Murathan Mungan'ın yakında onuda paylaşacağım.Bu yakınlarda bir kitap okuyacaksanız asılonu okuyun derim ben ;)

Levent dedi ki...

Nalan,bizim okuduğumuz taşrada düğün hazırlıklarında babama mektuplar kısmı yok.O yıllar öyle basılmış.Şimdi işte böyle ayrı bir kitapta yer alıyor.Taşrada Düğün hazırlıkları'nuı gene umarım Cem yayınevinden okumuşsunuzdur.İlk başlanacak kitap değildir.yarım kalmış bir roman ve fragman taslaklarla doludur.
Oyuna bakacağım teşekkürler :)
Kimbilir belki bir gün yayınlanır :)

Nisan dedi ki...

Kitap bir oda ötemde, kızımın kitaplığında imiş meğer.. Altın bulmuş gibi sevindim ve okumaya başladım hemen..
"Üç Aynalı Kırk Oda" ile dönüşümlü olarak ama.. Aynalı Pastane'yi yarım bırakamadım da :)
Tekrar teşekkürler Levent..

Levent dedi ki...

aynalı pastane :)
harika bir öyküdür,kasiyer bir kızdan bahsediyordu di mi :)
Bende Mungan'ın bir romanını okumaktayım bu aralar.Ama külçe gibi,haftasonuna paylaşırım artık :)

Yasemin Avun dedi ki...

Başka bloglarda gezinirken sizin blogunuza rastlamak ne güzel. Bir Kafka hayranı olarak ( yukarıda bahsettiğiniz kızlar hep Milena'ya mektuplar" adlı kitapla başlar ve sonra gerisi gelmez kategorisinin dışında tutuyorum kendimi.) 13 kitabını okudum. Tanışma kitabım Dönüşüm adlı kitabıydı. Sonra Açlık Sanatçısı, Şato, Dava derken, bir Kafka hayranı olup çıktım. Prag'ı ziyaret nedenlerimin Başında Kafka gelir mesela. Şimdilerde müze haline getirilmiş o minicik evini gördüm. Bu nedenle kendimi şanslı sayarım.
Kafka nasıl bir yazar dediklerinde "Kafka'yı ya çok seversiniz ya da bir daha okumamak üzere nefret edersiniz. Ortası yoktur." derim hep.

Balthus dedi ki...

Öncelikle teşekkürler Yasemin hanım :)
He zaten hepi topu o kadar eseri vardır Kafka'nın,hatta sanırım o kadar da yok aslında :)
Henüz yurtdışına çıkamadım ama ilk görmek istediğim yerlerin başındadır Prag.Şanslısınız gerçekten ;) Ve evet Kafka için çıkarımınız çok doğru. Olaki bloğunuzu bulamam altta adresi paylaşırsanız çok sevinirim
Hem başkaları da öğrenmiş olur:) Sevgiler...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...